Önsöz: Yıkıntıların İçindeki Strüktür
“Zorlukların tam ortasında fırsatlar yatar.”
Bu kitabı yazmayı yıllardır düşünüyordum; ancak şantiyelerin genzi yakan tozu, bitmeyen revizyonlar ve hayatın acımasız temposu içinde geçmişin rölövesini çıkarmaya bir türlü fırsat bulamamıştım. Ta ki hayatımın ve mesleki kariyerimin en sarsıcı dönemlerinden biri gelip çatana kadar.
Her şeyin bittiği sanılan, inandığım yapıların temellerinden sarsıldığı o dönemin ortasında yazmaya başladım. O zaman anladım ki benim hikâyem, yıkıntı başında beklemekten çok, o yıkıntıların içinden yeni ve daha sağlam bir sistem çıkarma hikâyesidir.
Elinizdeki Katlanır Sarı Cetvel, istesem yüzlerce sayfalık süslü kelimelerle doldurulabilirdi. Ama birbirimize karşı dürüst olalım: Biz iç mimarların zihni uzun satırlara değil; mekânın ruhunu görmeye, formları okumaya ve çizgiyi şantiyede ete kemiğe büründürmeye alışıktır. Biz gerçeğin işçileriyiz.
Bu yüzden kelimeleri bir mekânı süsler gibi, sırf göz boyamak için kullanmadım. Büyük ustam Ziya Tanalı’dan öğrendiğim gibi fazlalıklardan kurtulmaya çalıştım. Metnin sıvasını kazıdım, sahte süsleri ayırdım ve geriye bu yapıyı ayakta tutacak taşıyıcı kolonları bırakmak istedim.
Ziya Hoca’nın emanetçisi olarak, ondan aldığım liyakat bayrağını kuralsızlığın sıkça normalleştiği bu piyasada daha ileri taşımak zorundayım. Bu kitapta şatafatlı fotoğraflar ya da gerçeği olduğundan parlak gösteren renderlar aramayın. Ben, bitmiş işlerin cilasından çok, o işleri var eden zihnin direnen strüktürüne bakmanızı istedim.
Bu yolda ağır bedeller ödedim. Zamanla yalnızca projelerimi değil, çevremde güven vermeyen ilişkileri ve beni yoran ortaklıkları da tıpkı bir mekânı sadeleştirir gibi hayatımdan ayıkladım. Herkesin bitti sandığı dönemlerden, kendi iradem ve gerçek omuzdaşlıklarla çıktım. O katlanır sarı cetvel büküldü, katlandı, cebime değil zihnime yerleşti; ama kırılmadı.
Bana “deli” dediler, “hayalperest” dediler. Mesleğin onurunu ve liyakati savunduğumda çoğu zaman karşılık bulamadım. Sesimi yükselttiğim, itiraz ettiğim, bu mesleğin hak ettiği saygınlığı anlatmak için yorulduğum çok oldu. Ama yaşam enerjim, karşıma çıkan duvarlardan daha büyük kaldı.
Ben yaşamayı, direnmeyi ve en önemlisi liyakat için emek vermeyi seviyorum. Sığlıkların ve kopyala-yapıştır zihniyetlerin sıkça görüldüğü bu piyasada; kuralları bilgiyle, birliği ise yeni kurumlarla inşa etmeye çalışan inatçı bir meslektaşınızım. Bir iç mimar sistemi sorgulamazsa körelir; ben körelmedim, yalnızca karanlık bir şantiyede dünyayı yeniden görmeyi öğrendim.
Bu kitapta eksik gördüğünüz odaları, kendi şantiye anılarınızla ve kendi ayağa kalkışlarınızla sizin doldurmanızı istiyorum. Bunun için başkalarının çizdiği sınırları ezbere kabul etmeyen, temiz ve açık bir zihne ihtiyaç var. Ben bu zihni, ancak bazı yıkımlardan geçtikten sonra berraklaştırabildim.
Bu kitap yalnızca bir manifesto değil; ilkokul birinci sınıftan beri şantiye tozunu tanıyan bir sistem kurucusunun, geleceğe kestiği bir onur faturasıdır. Gelişime ve tartışmaya her zaman varım; yeter ki eleştiriler, ortaya konan eserler kadar ciddi ve sorumlu olsun.
Kelimelerle İnşa Etmek: Bir İç Mimarın Manifestosu
Bir iç mimarın ana dili yalnızca kelimeler değildir; bizim dilimiz ahşaptır, betondur, çeliktir. Biz derdimizi formlarla, kesitlerle ve şantiyenin ortasında kâğıda hızla karaladığımız eskizlerle anlatırız. İçimde biriken öfke, liyakat hasreti ve yeni bir sistem kurma arzusu öylesine büyüktü ki, zihnim darmadağın bir şantiye alanı gibiydi.
Hangi malzemeyi nereye koyacağımı, hangi taşıyıcı kolonu önce dikeceğimi biliyordum; ama o harcı karmak ayrı bir mesai istiyordu. Bizim piyasada “mış gibi” yapmak sık görülür. Ben buna karşı, saygınlığı ve liyakati yeniden inşa etmeye çalışan bir sistem kurucusu olarak yazdım.
Onur Faturası
Bu kitap; yalnızca bir manifesto değil, ilkokul birinci sınıftan beri şantiyelerin tozunu tanıyan bir sistem kurucusunun mesleğine, meslektaşlarına ve geleceğine kestiği bir onur faturasıdır. Mesleki eleştiriye kapım açık; yeter ki eleştiriler, ortaya konan eserler ve liyakat kadar güçlü olsun.
Ben bu yapının temelini attım, kolonlarını diktim; gerisini temiz bir zihinle inşa etmek artık sizin elinizde.